749-A A+A

Ramazan

بسم الله الرحمن الرحيم

Allah’a hamd olsun, salat ve selam onun Rasûlü’ne ashabına ve ailesine olsun.

Bundan sonra;

Rabbimizin hikmetidir ki mahlukatı değişmeye müsait olan farklı sıfatlarla yaratmıştır. Kimilerini fakir, kimilerini zengin, kimilerini zayıf, kimilerini güçlü, kimilerini yumuşak huylu, kimilerini de kaba yaratmıştır.

Sonra Allah (azze ve celle) kullarına onlara peygamberler göndermiştir. Böylece onlar güzel bir ahlak üzere hayatlarına devam edecekler, masiyet ve günahlardan kalplerini arındıracaklar, şehvetlerin ve şüphelerin karanlığından imanın ve yakinin aydınlığına çıkaracaklar.

Bu Rasûllerin gelmesi ile insanlar için fıtratlarına uygun olan, akıllara yol gösteren ve sınırı aşmayı yasaklayan yasalar indirildi. Bu yasalar kendisin dışında ancak batılın olduğu hakkı, yokluğuyla ancak karanlıkların oluşacağı nuru, kaybolması ile darlığın vuku bulacağı genişliği temsil etti.

Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; “Kim benim zikrimden yüz çevirir ise onun için dar bir hayat vardır ve onu kıyamet günü kör olarak diriltiriz. Oda; Rabbim beni neden kör olarak dirilttin zira ben dünyada iken görüyordum. Allah; İşte böyle, bizim ayetlerimiz sana geldiğinde sen onları unuttun. Bugünde sen unutulacaksın.” (Taha, 124-126)

Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; “Andolsun ki Allah, mü'minlere, içlerinde kendilerinden onlara bir peygamber göndermekle lütufta bulunmuştur. (Ki O) Onlara ayetlerini okuyor, onları arındırıyor ve onlara Kitabı ve hikmeti öğretiyor. Ondan önce ise onlar apaçık bir sapıklık içindeydiler” (Ali imran, 164)

Kim Allaha iman eder ve organları ile zahiren ve batînen teslimiyet gösterip halini düzeltirse Allah kendisini temizlenmek istediği şeylerden temizler ve kendisine takva mertebesini hediye eder. Muhakkak ki bu büyük bir fazilet ve her namazda istediğimiz müstakim yolda seyir etmektir. Nitekim bu isteklerin en hayırlısı ve hedeflenen gayelerin en yücesidir.

Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; “Bizi doğru yola ilet. Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.” (Fatiha, 5-7)

Allah (azze ve celle) peygamberinin ve bizim üzerimizdeki bu büyük nimeti hakkında şöyle buyuruyor;

“Eğer Allah'ın fazlı ve rahmeti senin üzerinde olmasaydı, onlardan bir grup, seni de saptırmak için tasarı kurmuştu. Oysa onlar, ancak kendi nefislerini saptırırlar ve sana hiç bir şeyle zarar veremezler. Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah'ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür.” (Nisa, 113)

Başka bir ayette; Allah'ın size verdiği nimeti ve size öğüt olarak indirdiği Kitab'ı ve hikmeti anın. Allah'tan korkup-sakının ve bilin ki, Allah her şeyi bilendir.” (Bakara, 231)

Başka bir ayette;Ve bilin ki Allah'ın Rasûlü içinizdedir. Eğer o, size birçok işlerde uysaydı, elbette sıkıntıya düşerdiniz. Ancak Allah size imanı sevdirdi, onu kalplerinizde süsleyip-çekici kıldı ve size inkârı, fıskı ve isyanı çirkin gösterdi. İşte onlar, doğru yolu bulmuş (irşad) olanlardır. Allah'tan bir ihsan ve nimet olarak. Allah bilendir hüküm ve hikmet sahibidir.” (Hucurat, 7-8)

Mümin teslimiyet gösterdiği için Allah (azze ve celle)’nin ahkamının hikmetlerle dolu bir ahkam olduğu konusunda mutmaindir. Ve bilir ki bu ahkam beraberinde sadece hayır getiren bir lütuftur.

Gene Allah (azze ve celle)’nin hikmetinin tecelli ettiği durumlardan bir taneside koyduğu kurallar farklı tabiatlar üzerine yaratılmış olan insanların tabiatlarına ve bulundukları hale uygun olması için o kuralları farklı zaman ve mekanlara taksim etmiştir. Ve her şeyi hak ettiği değerle değerlendirmiştir. Çünkü o insanoğlunun hacetlerini en iyi bilendir. Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; O, yarattığını bilmez mi? O, çok lütuf sahibidir ve her şeyden haberdardır.” (Mülk, 14)

Ve bizler rahmet yağmurlarının sağanak bir şekilde yağdığı bir aya kavuştuk. Bizler taatlerin yücediği, hasenatların karşılığının kat kat verildiği, duaların kabul edilmesi için göğün kapılarının açıldığı, şeytanların zincire vurulduğu, isyankarların pasifleştiği, yaklaşmasıyla fakirlerin ve miskinlerin yüzlerini güldüren bir aydayız.

Bu Ay; Ramazan Ayı...

“İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahit olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.” (Bakara, 185)

Allah bu ayda müminler için orucu farz kılmıştır. “Ve onlara uzun günleri kolaylaştırıp onlara kendilerinden önce yaşayan Salihlere tabi olmanın şerefini ikram ederek onları bu ayı değerlendirmeye teşvik etmiştir. Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız.” (Bakara, 183)

Bu ayın azameti sebebiyle Peygamber Efendimiz ashabına bu ayın Allah katındaki değerini haber vermiş, onlara bu ayın faziletlerini açıklamış ve bu ayın gecelerini ve gündüzlerini nasıl değerlendirmelerin gerektiği konusunda kendisi onlara örnek olmuştur. Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; “And olsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Rasûlü'nde güzel bir örnek vardır.” (Ahzap, 21)

Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; “İşte Allah'ın hidayet verdikleri bunlardır; öyleyse sen de onların bu hidayetlerine uy.” (En’am, 90)

Peygamber efendimizin bizleri bu mübarek ayın değerini bilip değerlendirmemiz için ve bu ayda ihlaslı bir şekilde diğer vakitlerde gösterdiğimiz ehemmiyetin daha fazlasını göstermemiz için bize bu mübarek ayın fazileti hakkında bazı şeylerden bahsetmiştir.

Bu Faziletlerden Bazıları;

“Kim Ramazan ayını mümin ve ecrini Allahtan bekleyerek oruçlu geçirirse geçmiş günahları bağışlanır.” (Buhari ve Müslim)

“Kim Ramazan ayında mümin ve ecrini Allahtan bekleyerek kıyam ederse (Gecelerini ibadet ile geçirirse) geçmiş günahları affedilir.” (Buhari ve Müslim)

“Cennette sekiz tane kapı vardır. O kapılardan bir tanesinin ismi rayyan kapısıdır. Bu kapıdan sadece oruçlular girecektir.” (Buhari ve Müslim)

“Oğlunun yaptığı her amelin karşılı 10 katı ile yedi yüz katına kadar artar. Ancak oruç böyle değildir. Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor; Oruç benim içindir ve onun karşılığını ben vereceğim. Kulum benim için şehvetinden ve yemeğinden vazgeçiyor. Oruçlu için iki tane sevinç vardır. Birincisi; iftar vaktinde İkincisi; benimle karşılaştığı vakit.” (Buhari ve Müslim)

Şüphesiz ki size mübarek bir ay gelmiştir. Allah bu ayda orucu farz kılmıştır. Bu ayda cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapatılır ve şeytanlar zincirlenir. Bu ayda bir gece vardır ki bu gece 1.000 aydan daha hayırlıdır. Kim bu geceden mahrum olursa çok şeyden mahrum olmuştur.” (Ahmet, Nesai, Beyhaki)

Bizi Ramazan ayını değerlendirmeye ve bu ayı mağfiret için bir fırsat bilmeye teşvik eden hadisler sayılmayacak kadar çoktur. Ancak hayrı isteyenler için bu zikrettiklerimizi yeterli görüyoruz.

Şüphesiz ki bunlar muvaffak kılınanların kazandığı ve mahrum olanların hüsrana uğrayacağı sayılı günlerdir. Ve hiçbirimiz bir daha ki Ramazanda yerin altında mı yoksa üstünde mi olacağımızı bilmiyoruz. İşte bu yüzden Peygamber Efendimiz kendisi bu ayı değerlendirmiş ve ümmetini hayırlara teşvik edip onları bu ayı zayi etmemeleri konusunda uyarmıştır. Bütün Müslümanların bu ay içerisinde cennetin en üst derecelerini önlerine hedef koyup çalışmaları gerekir. Çünkü bu ay nefislerin temizlendiği kalplerin aydınlandığı ve ecirlerin katlarıyla tedvin edildiği aydır. Müslümanların asla bu ayda hevasına uyduktan sonra gevşek davranarak Allah hakkında temennilerde bulunmaması gerekir. Ve bu ayda harekete geçmeyen insanların zamanı geldiğinde şu tablo ile karşı karşıya kalacağını bilmeleri gerekir; “Keşke bende onlar ile beraber olsaydım da büyük bir kazanç elde etseydim.” (Nisa, 73) Ancak bu iş işten geçtikten sonra bu ayı zayi edenlerin pişmanlıkları fayda vermeyecektir.

Her müslümanın bu ayda hiçbir hayır amelini küçük görmeyerek kendisine kolaylaştırılan hayır amellerine sarılmalı ve bilmelidir ki bu ayda yapılan küçük ameller büyür, büyük ameller ise yücelir. Bu konuda bizlere şefkatli bir örnek olan Peygamber Efendimizi örnek almalıdır her müslüman. Allah (azze ve celle) şöyle buyurmaktadır; Andolsun size, içinizden sıkıntıya düşmeniz O'nun gücüne giden, size pek düşkün, mü'minlere şefkatli ve esirgeyici olan bir elçi gelmiştir.” (Tevbe, 128)

Bu Mübarek Ayda Peygamber Efendimiz’den Örnek Almamız Gereken Bazı Noktalar;

Her Müslüman’ın bu ayda sadakayı arttırmalı ve kuran tilavetine yönelmelidir. İbnu Abbas şöyle buyuruyor; Peygamber Efendimiz insanların en cömert idi. Özellikle de Cebrail Ramazan’da Kur’an’ı kendisine okuduğu zaman daha cömert oluyordu. Cebrail her Ramazan’da ona Kur’an’ı ilka ederdi. Ve o vakit Peygamber Efendimiz rüzgar gibi cömert olurdu. (Buhari ve Müslim)

Gene gücü yeten Müslümanların oruçlu olan Müslümanların iftarlarına vesile olmaları ve bu sebeple onların kazandığı sevaba ortak olmaları bu ayda yapılacak faziletli amellerdendir. Zeyd bin Halid El-Cuheni Peygamber efendimizin şöyle söylediğini rivayet eder; “Kim bir oruçluya iftar ettirirse ona da oruçlunun sevabı gibi sevap yazılır ve oruçlunun sevabından bir şey eksilmez.” (Tirmizi hadis hasen sahihtir.)

Gene oruç tutan ve geceleri kıyam ile geçiren Müslümanların ihlası elde edebilmeleri için sürekli Allaha yönelmeleri ve bu konuda nefisleri ile mücadele etmeleri gerekmektedir. Çünkü önceki hadislerde zikrettiğimiz gibi oruç ve gece ibadeti Ramazandan önce işlenmiş olan günahların silinmesi için bir sebeptir.

Bu ayda oruç tutan Müslümanların gece ibadetlerine yoğunlaşmaları gerekir. Özelliklede son 10 geceyi değerlendirmeleri gerekir. Çünkü son on gecede kadir gecesi gizlenmiştir. Ve o geceden mahrum olan çok şeyden mahrum olmuştur. Müminlerin annesi Aişe (radiyallahu anhu) şöyle anlatıyor; Ramazan’ın son 10 gecesinde Peygamber efendimizi; Allah Rasûlü Ramazanın son 10 gecesini ihya eder ve Ehlini’de uyandırırdı. (Buhari ve Müslim)

Bu aya ulaşan Müslümanların gücü yettiği şekilde cihad etmeleri faziletlidir. Bu ister asıl manası olarak savaş ile, ister hazırlık ile, ister mücahitlerin ailelerini hayırla gözetmek ile olabilir. Ve Müslümanın bilmelidir ki İslam tarihinin en büyük iki savaşı Ramazanda gerçekleşmiştir.

Birincisi; Bedir savaşı İkincisi; Mekke’nin fethi. Birinci savaş ile Allah iki grubun karşılaşmasını murad etmiş ve müminlere furkanı nasip etmiştir.

İkinci savaş ile Allah yeryüzünde ki en hayırlı toprak parçasını müşriklerin necasetinden temizledi.

Bu ayda cihad eden mücahitlerin ecirleri gerçekten çok azimdir. Ve eğer mücahitlerin güçlerine tesir etmeyecek ise bunun fazileti çok büyüktür.

Akaba ibnu Amir Peygamber Efendimiz’in şöyle söylediğini rivayet ediyor; “Kim Allah yolunda bir gün oruç tutarsa Allah onun yüzünü 100 sene cehennemden uzak tutar.” (Nesai rivayet etmiştir ve Elbani hasen demiştir.)

Gene bu ayda Müslümanların duaya çokça yönelmeleri ve icabetin sebeplerine sarılmaları gerekir. Allaha bol bol dua etmeli onun huzurunda günahlarını itiraf edip istiğfar etmelidir. Duada ısrarcı olmalı ve istekleri hep ali olmalıdır. Ve yakinen bilmelidir ki Allah sözünde duranların en hayırlısıdır ve dualara icabet edecektir.

Abdullah bin Ömer, Peygamber Efendimiz’in şöyle dediğini rivayet ediyor; “Oruçlu için iftar anında geri çevrilmeyecek bir dua vardır.” (İbnu Mace Tayalusi tahric etmiştir.)

Aslında bizler bu gün ne kadarda Allaha dua etmeye muhtacız. İcabet saatlerini değerlendirerek onun önünde zelil ve ısrarcı bir şekilde istemeye ne kadarda ihtiyacımız var. Nitekim ümmetin evlatlarının halini gözü olan herkes görmüştür.

Bu konuda Peygamber Efendimizi örnek almalıyız. Ömer bin Hattab, Bedir gününü şöyle anlatıyor; Peygamber Efendimiz bedir günü müşriklere baktı ve sonra ashabına baktı. Müşrikler 1.000 kişi Müslümanlar ise 319 kişilerdi. Sonra Peygamber Efendimiz kıbleye yöneldi ve ellerini kaldırıp şöyle dua etti; “Allahım bana vadini gerçekleştir. Allah’ım bana söz verdiğin şeyi ver. Allah’ım eğer bu İslam topluluğu bugün helak olursa yeryüzünde sana ibadet edilmeyecek.” O böyle dua ederken ellerini o kadar kaldırdı ki sırtındaki elbisesi yere düştü. Sonra Ebu Bekir gelip o elbiseyi onun omuzuna bıraktı ve şöyle söyledi; Ey Allah’ın Rasûlü bu kadar yetmez mi? Vallahi rabbin sana vaad ettiği şeyi gerçekleştirecektir.” (Müslim)

Bizler bu ayda miskinlerin, fakirlerin, yaşlıların ve kadınların dualarına sarılalım. Muhakkak ki onların dualarının değeri Allah katında çok büyüktür. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor; “Zaten Sizler fakirleriniz ve zayıflarınız yüzünden yardım görüp rızıklandırılmıyor musunuz” (Buhari)

Bizler bu ayda aynı zamanda boş işlerden, ahlaki rezilliklerden ve kötü sözlerden arınmamız gerekir. Peygamber Efendimiz şöyle buyuruyor; “ Oruçlu olduğunuz zaman kötü söz söylemeyin, insanları kırmayın. Ve eğer ona birisi söverse ona “ Ben oruçluyum” diyin. (Buhari ve Müslim)

Ve son olarak duyduğumuz zaman kalplerimizin titrediği, tüylerimizin diken diken olduğu ve sürekli zihnimizde canlı tutmamız gereken bir hadisi hatırlayalım.

Ebu Hureyre (radıyallahu anhu) şöyle rivayet ediyor; Peygamber Efendimiz minbere çıktı ve üç defa “Amin” dedi. Ona şöyle söylendi; Ey Allah’ın Rasûlü sen minbere çıktın ve üç defa amin dedin bunun sebebi nedir? Oda şöyle cevap verdi; “Az önce Cebrail geldi ve şöyle dedi; “Ramazanı idrak ettiği halde bağışlanmayıp cennete giremeyenin burnu yerde sürtünsün” Bende amin dedim” buyurdular.

Rabbimiz bu ayı bizim için mağfiret, mücahitler için zafer, esirler için kurtuluş ayı kılsın. Bizleri bu ay sebebi ile Cennet’in Rayyan kapısından ağırlasın. -Amin-

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

Tercüme: Ebu Mervan El-Halili

1 Oca, 2018 Şehid Şeyh Ebu Yahya el-Libi
Etiketler: Ramazan, Oruç