1,5k-A A+A

Casusiye Uçağının 75 Faydası

1: Allah'a isyan ederken o hal üzere ölümden kurtulmakla Allah'ın tuzağından emin olmak. Bir Mümin bir günaha niyetlendiğinde onu bu günahtan alıkoyduğu ve her zaman Allah'ı aklına getirdiği için ne güzel bir nimettir. İşte bu şekilde mümin, Allah korusun günah üzere ölmemek için kötü akıbetinden korkar.

2: Ecelin yaklaştığını hissettiği için salih amelleri çoğaltmaya başlar. Böylece Mücahidin Allah ile ilişkisi kuvvetlenmeye başlar. Kalbi ve dili temizlenmeye başlar. Allah'ın rızasını kazanmak için, canını teslim etmeden gece gündüz ibadetlerinde çalışkan olur.

3: Günahlarından dolayı şehit olamama veya bu halde Allah ile karşılaşmaktan korktuğu için her gün tevbesini yeniler ve nefsini güzelleştirir. "Onların sözleri, sadece şöyle demekten ibaretti: Ey Rabbimiz! Günahlarımızı ve işimizdeki taşkınlığımızı bağışla; ayaklarımızı (yolunda) sabit kıl; kâfirler topluluğuna karşı bizi muzaffer kıl!"

4: Allah'a olan ihtiyacımızı hissederiz. Ona zayıflığımızı gösteririz. Bütün güç ve kuvvetin Allah'ın elinde olduğunu kesin olarak biliriz. Zafer O'na itaat etmeye, hezimet O'na isyan etmeye bağlıdır.

5: Mücahitlerin kunut dualarında ve secdelerinde kâfirlere beddua etmelerini ve Allah'tan zafer isterken ısrar etmelerini sağlar. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: "Allah’u Teâlâ cömert ve haya sahibidir. Bir kul ellerini O'na kaldırırsa onları boş çevirmekten haya eder."

6: Darlık ve hastalık, Allah'a yalvarma vesilesidir. Cenabı Hak şöyle buyurur: "Ardından boyun eğsinler diye onları darlık ve hastalıklara uğrattık."

7: Bağışlayıcı olan Allah tarafından günahlar ve hatalar silinir. Ebu Musab Bin Sa'd (radıyallahu anhu) derki: "Dedim ki Ey Allah'ın Rasûlü insanların en belaya duçar olanı kimdir? Diye sordum. Dedi ki: Peygamberlerdir. Sonra onlara yakın olanlar sonra onlara yakın olanlar buyurdu. Kişi dinine göre imtihana tabi tutulur. Eğer dini kuvvetli olursa belası çoğaltılır. Eğer dininde zayıf ise, Allah onu dinine göre imtihan eder. Yeryüzünde temiz bir şekilde yürüyene kadar kula belalar gelir."

8: İhlaslı olan münafık olandan, temiz olan pis olandan ayırt edilir. Şu sözü söyleyenler ortaya çıkar: "Eğer yanımızda olsalardı ölmezlerdi veya öldürülmezlerdi". İhlaslı Mücahitler onlara cevap verirler: "Deki: Ancak Allah'ın bizlere yazdığı isabet eder. O bizim mevlamızdır. Müminler Allah'a tevekkül etsinler." Aynı şekilde: Amerika ile savaşmak için çıkmayın! Tıpkı şu sözü söyleyenler gibi "Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla savaşmaktan hoşnut olmadılar. Ve dediler ki: Sıcakta savaşa çıkmayınız!" Mücahitler cevap veriyor: "Eğer anlarsanız hakikat şudur: Amerika'nın Rabbinin azabı daha çetindir!"

9: Muhacir olsun Ensar olsun, doğru yalancı olandan ayırt edilir. Kahramanlıklar ortaya çıkar, sebat edenler belli olur. Buna mukabil, cihadından fani dünyayı isteyenlerin sahte maskeleri düşer. Şehvet sahipleri düşer, sabit akide sahipleri yükselir.

10: Korkak ile cesur ortaya çıkar. Allah’u Teâlâ’nın kendileri hakkında söylediği şu söz sahipleri belli olur: "Onlar Allah'tan başkasından korkmazlar." Bunun aksine Allah'tan çok Haçlılardan ve füzelerinden korkan kimseler belli olur. "Eğer inanmışlarsa Allah'tan daha çok korkmaları gerekirdi."

11: Güçlüyü zayıftan ayırır. Güçlü kişi bu zor zamanlarında cihadın, bırakın durmasını zayıflamaması ve devamı için nefsini ve güvenliğini feda etmektedir. Tehlikelere ve zorluklara rağmen mücahidin idari ve cihadi amelleri devam ettirdiğini görürsün. Ama zayıfa gelince o nefis, iman ve yakin yönden zayıftır. Eğer sığınacak bir delik bulsa "nefsim nefsim" diyerek cihadı terk ederek kaçar. Hal lisanı ise şunu demektedir: "Sen ve Rabbin gidin savaşın biz burada oturacağız."

12: Sarsılan kişi ile sabit kişi birbirinden ayrılır. "Onlar size ancak eziyet edebilirler. Eğer sizinle savaşacak olsalar sizlere sırtlarını çevirirler. Sonrada yardım olunmazlar." Sarsılan kişiye gelince; Allah'ın, yardım edeceğine dair verdiği söze inancının zayıfladığını görürsün. Onun misali ayetteki gibidir: "Hele korku gelip çattı mı, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş gibi gözleri dönerek sana baktıklarını görürsün."

13: Moral verip destekleyen ile korkutup ürküten açığa çıkar. Destekleyen kişi Allah'ın şu sözünü her zaman hatırlatır: "Bu Allah ve Rasûlü’nün vadettiğidir. Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir." Bu zaferden önceki bir merhaledir. Korkutan kişiye gelince her zaman Mücahitlerin azmini kırar. Düşman teknolojisinin reklamını yaparken, Mücahitlerin kusur ve eksikliklerini anlatır. Düşmanın casusiye uçaklarının karanlık gecede siyah bir karıncanın kaya üzerindeki yürüyüşünü gördüğünü anlatır. Allah bu söylediklerinden yücedir.

14: Gerçek Ensarlar ortaya çıkar. Onlar ki mücahitlerle kolaylıkta ve zorlukta beraber dururlar. Onların lisan hali şöyle der: "Boyunlarımız, boyunlarınızın önündedir. Peygamberini hak üzere gönderene yemin olsun ki, kadın ve çocuklarımızı koruduğumuz gibi sizleri de koruyacağız. Kansa kan, yıkıntı ise yıkıntı olsun." Buna karşı yalancı Ensarlarda ortaya çıkar. Allah onu zorlukla sınayınca münafıkların şu sözü gibi konuşmaya başlar: "Onlar, haberlerinizi soruşturan bedeviler gibi olmak isterlerdi."

15: Seni seven ile senden nefret eden ortaya çıkar. Seni seven, sevincine sevinir. Üzüntüne üzülür. Acı çektiğinde oda acı çeker. Parmağın kanadığında onun kalbi kanar. Kanın aktığında onun gözyaşları dökülür. Sevmeyen ise, sana bela isabet ettiği zaman sevinir. Üzüntülerine sevinir. Ahlarını işitmekten lezzet alır. "Eğer size bir güzellik dokunsa onları üzer. Eğer size kötülük dokunsa, ona sevinirler. Eğer sabreder ve takvalı olursanız onların tuzakları size zarar vermez. Allah yapmakta olduklarını bilmektedir."

16: Allah’u Teâlâ'nın şu sözüyle teselli olurur: "(Ey müminler!) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah'ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah'ın yardımı yakındır." Bizden öncekilerin yaşadığı gibi yaşamamız ne güzel! Allah onlardan razı olmuş, onlarda Allah'tan razı olmuşlardı. Bizlere yoksulluk ve sıkıntı dokunuyorsa bunu boynumuza bir şeref madalyası olarak asmalıyız. Çünkü peygamberlere ve arkadaşlarına da dokunmuştur. Onların sarsılması gibi sarsılmamız, bizim için huzur vericidir. Çünkü bizler onlardan daha hayırlı değiliz.

17: Mücahidin şehadeti ne kadar arzuladığı açığa çıkar. Daha önceleri evindeyken şehadeti isteyip şimdi ondan uzak olmayı arzuluyorsa nefsini hesaba çeksin.

18: Cihat sahalarına gitmek isteyen anlar ki pikniğe falan gitmemektedir. O kavganın en çetin yerine gitmektedir. Bu kavgada bedenler parçalanmakta ve serpilmektedir. Kalpler boğaza kadar dayanır ve gözler kayar.

19: Hendek savaşında peygamberimiz ve sahabesinin yaşadığı durumu kendimize örnek ediniriz. "Onlar hem yukarınızdan hem aşağı tarafınızdan (vâdinin üstünden ve alt yanından) üzerinize yürüdükleri zaman; gözler yıldığı, yürekler gırtlağa geldiği ve siz Allah hakkında türlü türlü şeyler düşündüğünüz zaman; İşte orada iman sahipleri imtihandan geçirilmiş ve şiddetli bir sarsıntıya uğratılmışlardı." Daha önceleri bu gazveyi ve başka gazveleri okurken şunu derdik: "Keşke bizlerde onlarla beraber olsaydık, neler yapacağımızı Allah görürdü!" İşte bizlere o haller geldi. Allah'a doğruluğumuzu gösterme zamanı geldi.

20: Ey ribatta bekleyen, sabredip sebat gösteren, haçlıları ve uşaklarını yok edip Allah'ın şeriatını yeryüzüne hakim kılmaya çalışan kardeşim! Bil ki bu uçaklar senin için uçuşa geçiyor. Seni şehit etmek için büyük harcamalar yapmaktalar. Ecrini Allah'tan beklemelisin. Sana ne mutlu, evinde otururken düşmanın gözünde sivrisinek kanadı kadar değer etmezken şimdi uçaklar senin için uçuyor, toplantılar senin için yapılıyor, senden korktukları için sana tuzaklar kurmak için gözler uyumaz hale geldi. Haç bayrağı taşıyıcısı olan Amerika'nın en tehdit edici unsuru oldun.

21: Komutanlarımızın doğruluğunu öğreniriz. Çünkü bizim karşılaştığımız şeylerle onlarda karşılaşıyor, çektiğimiz acıları onlarda çekiyor. Bizimle onlar arasında fark yoktur. Hatta onlar bizden daha çok zarar görmekteler. "Komutanlarımızın şehit edilmesi, davamızın doğruluğuna işarettir." Ne güzel komutanlar, biri gittikçe diğeri yerine geçmekte. Bir öncekinin başına gelen onunda başına gelebileceğini tahmin ettiği halde… Hatta sonradan gelen belki daha canlı ve dinamik olmakta… İşte bunlar bizim efendilerimiz. Sizin efendileri gösterin bakalım!...

22: Cihadın belirli bir komutana veya belirli bir âlime dayalı olmadığını anlıyoruz. Allah'ın dini biz olsak ta olmasak ta galip gelecektir. "Nice az topluluklar nice çok topluluğu Allah'ın izniyle yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir." Mücahitlerin bu zamanda ki imkan ve silahlarına bak! Sonra A.B.D. ve yanındaki müttefik güçlerin imkan ve silahlarına bak! Sonra bak zafer kimin tarafında?!

23: Allah'ın izniyle yakın fetihten önce cihat sahalarından casuslar ve münafıklar arınmış oluyor. "Allah, müminleri (şu) bulunduğunuz durumda bırakacak değildir; sonunda murdarı temizden ayıracaktır."

24: Allah'a ve cennetine olan özlemimiz artar. Eğer bizler sadık olursak bombaların barut kokusunda cennetin kokusunu hissederiz.

25: Kabir azabından emin oluruz. Füzelerin, mücahitlerin kafalarının üstünde parlaması fitne olarak yeter.

26: Bu konumlarda fedakârlığın ve sabrın manaları ortaya çıkar. Başına musibetlerin yağdırıldığı kardeşin sabırlı, Allah'ın ayetlerini okuyan ve Allah'ın vadettiği şeylerle mutlu olduğunu görürsün. "Allah sizden cihat edenleri ve sabredenleri ortaya çıkarmadan cennete gireceğinizi mi sandınız?!”

27: İnsanlardan uzaklaşıp ibadete çekilme. Bu durum bazı kardeşlerin Emirin talimatıyla uzak durmaları ve uzlete çekilmelerini gerekli kılar. Bu uzlet hayatında o mücahit düşünme, nefsini muhasebe etme fırsatı bulur. Daha çok ibadet etme fırsatı da çıkmış olur.

28: Bu uzlette mücahit, Allah'ın kitabına yoğunlaşarak okuma ve ezber yapma, tefsirini okuyup ayetleri anlama fırsatı bulur.

29: Aynı şekilde hadisi şeriflere yönelip ezber, anlam ve fıkhetme fırsatı doğmuş olur.

30: Bu uzlet şeriat ilmini öğrenmeye, kitaplar okuyup dersler dinlemeye fırsat verir. Tabi şeytan her zaman bu hayırlardan alıkoymak için teyakkuz içinde olacaktır. Ona dikkat edilmelidir.

31: Aynı şekilde kitap telifi, risaleler, mücahitlere ve Müslümanlara fayda veren şeylerle meşgul olabilirsin. Kendini geliştirecek şeylerle meşgul olmalısın. Bugünün dünün gibi olmasından sakınmalısın. Saatler ve günler geçer sen olduğun gibi olmamalısın.

32: Babaların çocuklarını yetiştirme, kuran ezberletme ve terbiye verme konusunda da fırsatları olur.

33: Mücahitlerin başlarına gelen bu felaketlere rağmen sabretmelerini düşman görmekte ve başlarına ne gelirse de bu dini korumada yılmayacaklarını göstermekteler.

34: Düşman, komutan ve liderlerimizi öldürseler de bu cihadın devam edeceğini görmekteler. Hatta daha da güçlendiğini görmekteler. Allah'a hamd olsun.

35: Allah’u Teâlâ’nın şu sözüne inancı artar: "İnsanlar iman ettik demekle imtihana tabi tutulmadan bırakılacaklarını mı sandılar?!" Ben şehadeti istiyorum, yüksek cennetleri istiyorum diyerek sınanmayacağını mı zannettin?

36: Müslümanlar kunut duaları yaparlar, mücahitlerin haberlerini araştırırlar ve Allah'ın yardım etmesi için onlara dua ederler.

37: Avam halk, öldürülen kadın çocuk, yaşlı ve mücahitler için kızmakta, haçlılara karşı yapılan bu savaşın devamı için öfkeleri bu cihadın yakıtı olmaktadır.

38: Düşmanın mücahitlere yönelik yaptığı saldırıları gördükçe, halkın Ensarları mücahitlere katılmaya başlar.

39: Şehit çocukları büyüdüklerinde haçlılara ve yardımcılarına karşı babalarının intikamını almak için hazır bir bomba gibi olurlar.

40: Avam halk, kendi hükümetlerinin mücahitlere karşı haçlılara hava alanlarını açarak ve malumat vererek yaptığı hainlikleri görmekteler. Bu durum Pakistan'da ve Yemen'de açığa çıkmıştır. Bu hain ve hırsız tağutların küfrü, avama görünmektedir.

41: Mücahitler, öldürülmüş kadın çocuk ve yaşlı görüntülerini yayınlarken, çehresini süslemeye çalışan düşmanın maskesi düşmüş oluyor.

42: ABD'nin modern, demokratik devlet olduğunu, insan haklarına riayet ettiklerini, barışı tesis etmeye çalıştıklarını zanneden saf kimselere ABD'nin gerçek çehresi meydana çıkmaktadır.

43: Düşman zulmünü arttırdıkça ve gururlandıkça zafer yakınlaşmaktadır. Kendini beğenmiş kimseleri Allah’u Teâlâ çabuk cezalandırır. "Bir de (böylece) Allah, iman edenleri günahlardan temize çıkarmak, kâfirleri de helâk etmek ister."

44: Bombalardan kurtulan kişilerin Allah ile alakasının daha da güzelleştiği görülür. Daha önce teheccüt namazına kalkmayan kişinin teheccüt kıldığını görürsün. Hayatında güzel ameller artmaya başlar. Bunun sebebi; Allah’u Teâlâ’nın fazlı sonra gözüyle ölümü görme sebebidir.

45: Bombalardan sağ çıkanlar, Allah'ın beraberliğini ve sükûnet indirdiğini müşahede ederler.

46: Allah yolunda cesedi parçalanmış şehitlerin fedakarlığını görenlerde dinde sebat ve dine yardım etme duyguları oluşur. Şehidin kanı hem nur hem de ateştir.

47: Düşmanın saldırılarına alışan kişi düşmanı umursamamaya başlar. Çünkü düşmanın elinde ki son teknolojisinin bu kadar olduğunu anlar.

48: Gurbet ve yalnızlığa rağmen bombalara karşı sabreden mücahit eşlerinin ve kızlarının ne denli fedakâr ve değerli kimseler oldukları açığa çıkar. Erkekler bile sabretmekten aciz iken bu bacılar dünyaya, kitaplarda ancak okunan Hanse (radıyallahu anha) gibi sahabe kadınların hayatlarını günümüzde canlı hallerini cihat topraklarında sergilemekteler.

49: Kadere, hayrın ve şerrin Allah'tan olduğuna olan imanımız artar. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurur: "Sana isabet eden, sana hata edecek değildir. Sana hata edende sana isabet edecek değildir. Bilki ümmet sana fayda vermek için toplansa, ancak Allah'ın takdir ettiği kadar fayda verebilirler. Yine ümmet sana zarar vermek için toplansa ancak Allah'ın dilediği kadar zarar verebilirler." Düşmanın bütün uçakları üzerimizde toplansa bizlere ne zarar verebilir? Hatta düşman bütün bombalarını üzerimize atacak olsa "kalemler kaldırılmış ve sayfalar kurumuştur" sözüne binaen ne olabilir ki?

50: Ensarın bu zor şartlara rağmen bizlere olan sevgilerini, fedakarlıklarını ve bizlere olan kaygılarını görmekteyiz. Düşmanın evlere ve meskenlere saldırılarına rağmen evlerinde barındırıyorlar. Vallahi birçok Peştun halkının zorluklara ve tehlikelere rağmen İslam'a ve Müslümanlara yardım ettiklerine şahit oluyoruz. Allah’u Teâlâ mükafatlarını versin.

51: Sana şehitlerden olma ve cennete girme fırsatı daha çok doğuyor. Zannediyorum bu casusuye uçağı birçok kişiye semanın kapılarını açmıştır.

52: Mücahitler birbirlerini daha çok severler ve bir aile gibi olduklarını hissederler. Aralarındaki bağlar kuvvetlenir ve bir duvar gibi kenetlenirler. Birbirlerini teşvik ederler, birbirlerini teselli ederler. Allah (azze ve celle) kalplerini sağlamlaştırır.

53: Mücahitlerin cihatlarında ki doğrulukları ve düşmana zararları bu denli olmasaydı, düşman bu kadar topluluğu arkasına alıp saldıramazdı. Casuslar bu kadar çoğalmazdı. Allah'a hamd olsun mücahitler, kâfirlerin boğazlarına diken oldular. Halbuki muhalifleri kâfirleri dost edinmişler, onlarla yakınlaşmak için diyaloglara girmişlerdir. "Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse (bilsin ki) Allah, sevdiği ve kendisini seven müminlere karşı alçak gönüllü (şefkatli), kâfirlere karşı onurlu ve zorlu bir toplum getirecektir. (Bunlar) Allah yolunda cihat ederler ve hiçbir kınayanın kınamasından korkmazlar (hiçbir kimsenin kınamasına aldırmazlar). Bu, Allah'ın, dilediğine verdiği lütfudur. Allah'ın lütfu ve ilmi geniştir."

54: Allah’u Teâlâ’nın şu sözünün tatbiki vardır: "Ey iman edenler! Tedbirinizi alın; bölük bölük savaşa çıkın, yahut (gerektiğinde) topyekûn savaşın." Tedbir almak düşmanın planlarını alt üst eder, taktiklerini bozar.

55: Mücahitler gizliliğe daha çok dikkat ederler. Bu durum karşısında düşman, mücahitlerin hallerini ve planlarını öğrenmede çok zorluk çeker.

56: Düşman, gücün doruğuna varsa da, bizlere ne yaparlarsa yapsınlar onlara boyun eğmeyeceğimizi ve yolumuzdan dönmeyeceğimizi göstermiş oluyoruz. İstedikleri kadar tehdit etsinler. İslam ile bizi izzetlendiren ve cihad ile bizleri şerefli kılan Allah'a hamd olsun. Bugün Amerika'ya birçok kişi boyun eğmiştir. Hatta aralarında şeyhler, alimler ve davetçilerde bulunmaktadır. Sadece ABD'nin kuvvetini işitmekle boyun eğdiler. Peki bizim çektiğimizi ve gördüğümüzü görmüş olsalardı ne yaparlardı acaba?! Belki boyunlarında haç ve bellerinde (zimmet ehlinin taktığı) kuşak bağladıklarını görürdük. Bizleri sakındıran ve hidayet veren Allah'a hamdolsun. Hidayet vermeseydi hidayeti bulamazdık.

57: Düşmana, mücahitlerin sabit bir inanç üzere savaştıklarını, her türlü değerli ve nefis olan şeyleri bu din için harcamaya hazır olduklarını ve hedeflerini gerçekleştirene kadar her türlü zorluklara da katlanacaklarını bildirmiş oluyorlar.

58: Mücahitlerin çektikleri çileleri ve düşmana zorluklara rağmen darbeler indirdiklerini gören Müslümanlar maddi yönden daha çok destek verirler.

59: Bombalanmalardan sonra şehitlerde bazı kerametlerin görülmesi Ensar'ı, mücahitleri daha çok sevmeye ve desteklemeye itmiş, muhacirlere de daha çok cesaret vermiştir. Düşman, farkına varmadan bombalarıyla cihada çok katkıda bulunmaktadır. Mücahitlerin cesetleri parçalanmış ama yüzlerinde tebessüm görününce, kanları sağa sola sıçramış ama misk koktuğunu gören halk, bu kimselerin hak üzere bulunduklarını ve Allah'ın veli kulları olduklarını anlamazlar mı?!

60: Bu dinin bizlere fedakârlıklarla ve şehitlerle geldiğini ve ancak fedakârlık ve şehitlerle bu dinin yayılacağını biliriz. Seyyid Kutup (rahimehullah) Fizilal Kur’an’da der ki: "Kendi nefsi için yaşayan belki rahat yaşar. Ama o küçük olarak yaşar ve küçük olarak ölür. Ama yük taşıyan büyük kişinin rahatlığı araması veya sıcak bir yatak araması veya sakin ve lüks bir hayat araması abestir. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) bu hakikati bilmiş ve "Sakin ol ve gel uyu" diyen Hatice validemize "Uyku zamanı geçmiştir Ey Hatice!" demiştir. Evet uyku zamanı geçmiş, bundan sonra uykusuzluk, yorgunluk zorlu ve uzun olan cihat dönemi başlamıştır."

61: Allah'a ve Peygambere icabet eden sahabeyi kiramı örnek ediniriz. Allah (azze ve celle) onlar hakkında şöyle buyurur: "Bir kısım insanlar, müminlere: "Düşmanlarınız olan insanlar, size karşı asker topladılar; aman sakının onlardan!" dediklerinde bu, onların imanlarını bir kat daha arttırdı ve "Allah bize yeter. O ne güzel vekildir!" dediler." Mücahitler vücutlarında yara taşımalarına, Müslümanların birçoğu onları desteksiz bırakmalarına, yardımcı ve destekleyenlerin azlığına, aile ve dostlarından ayrı olmalarına rağmen onlar rablerine icabet ediyorlar. Onların hal dili şunu der:

Hayat acı olsa da Sen tatlı olsan

Mahlukat kızsa da sen razı olsan

Benim ile Senin aran iyi olsun da

Benim ile alemler arası bozulsun

Eğer bana Senin sevgin varsa

Toprağın üzerindeki her şey topraktır

62: Komutanlar ve liderler, fertlerinin ve askerlerinin sabır ve sebatlarını tanıma fırsatı bulurlar. Böylece askerlerine karşı güvenleri çoğalır. Fedakârlıklarını gördükçe sevgileri ve ümitleri artar. Belalar, insanların sabır ve sebatlarını deneyen en güzel sınama yöntemidir.

63: Başkasıyla karşılaştırıldığında en rahat ölüm şekli casusiyenin bombalamasıdır. Bazılarına uyurken ölüm gelmektedir. Kardeşlerden biri rüyasında birini görmüş ve nasıl öldürüldüğünü sormuş. Demiş ki: "Bilmiyorum, uyurken rüyamda koştuğumu görüyordum. Birde gözümü cennette koşarken açtım!"

64: Ümmet, Mücahitlerin bu ümmete izzeti geri çevirmek için gösterdikleri fedakârlığı, sabır ve sebatlarını gördükçe, mücahitlere olan sevgisi artmaktadır.

65: Bazı kişilerin ömürleri uzamış, cihatta yaşları ilerlemiş, cihat sahalarında saç ve sakalları ağarmıştır. Belki operasyonlara katılamıyor olabilirler. Casusiye onlara Allah yolunda şehadete ulaşmak için fırsat teşkil eder.

66: Bazı kardeşlerin temennisi Allah yolunda parçalanmak, hatta gömülürken kendisinden bir eser kalmamasını ister. İşte casusiye uçağının genelde eda ettiği görev bu şekildedir. Bu kişilerin, Abdullah Bin Cahş'ta örnekleri vardır. Uhud günü şöyle dua etmişti: "Allah'ım yarın bana çok şiddetli ve katı bir adam gönder. Onunla savaşayım. Beni öldürsün, kulağımı ve burnumu kessin. Seninle karşılaştığımda sorarsın: Ey Abdullah! Hangi uğurda kulağın ve burnun kesildi? Derim ki: Senin ve Rasûlü’nün yolunda. Dersin ki: Doğru söyledin."

67: Uhud şehitlerine benzeme vardır. Her iki kişiyi ve her üç kişiyi bir mezarda gömmüşlerdi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) Abdullah bin Amr bin Haram ile Amr bin Camuh'un aynı mezarda defnedilmelerini emretti. Dedi ki: "Dünyada birbirlerini seven bu iki kişiyi aynı mezara gömün!" Allah yolunda vücutları parçalanmış nice mücahitler aynı mezarda gömülmüşlerdir.

68: İdari işlerle uğraşan kardeşler, zor şartlarda nasıl davranmaları gerektiği ve yeni üsluplar icat etme konusunda beceri kazanırlar.

69: Allah'ın düşmanlarından daha çok intikam alma isteği doğar. Böylece şehadet operasyonları çoğalmış olur. Kahraman şehit Ebu Dücane Elhorasani'de bize örnek vardır. Vasiyetinde şöyle demişti: "Bu operasyon, Beytullah Mahsud'u, Abdullah Said'i ve Adülhafiz Somali'yi şehit edenlere karşı yapılan bir intikam operasyonudur." Bu faziletli kişiler casusiye uçaklarıyla şehit edilmişlerdi. Yine aslan misali kardeşimiz Ömer Faruk'un (Allah esaretten kurtarsın) yaptığı operasyon, Yemen'de yapılan A.B.D. bombardımanı sebebiyle idi.

70: Operasyonlara katılmayanlara veya katılmayan liderlere ölüm isabet etmez! veya yaralanmaz! zanneden kişilere ders verir. "Bir nefsin eceli gelmişse, Allah onu ertelemez. Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

71: Şehadeti isteyip bulamayan bazı kadın ve Ensarlara şehitlik fırsatı verir.

72: Mücahitlerin casuslarla ilgilenen istihbarat birimi tecrübe ve deneyimler kazanır.

73: Bu imtihan sebebiyle mücahit, cennetin değerinin yüksek olduğunu anlar. Ona ulaşmak için zorluklara girmeli ve bedel ödemelidir. Çünkü o en yüce isteklerden biridir. Yarışanlar onun için yarışır. Talep edilen şey ne kadar büyükse, ona götüren vesilede o oranda büyüktür.

74: Mücahit, Allah'ın fazlu keremiyle küçük Deccal olan Amerika'nın fitnesinden kurtulmuş olur. Deccal'ın cennet ve cehennemi olduğu gibi Amerika'da ona benzemektedir. A.B.D, casusiye bombalarına "Hell-Fire" yani "cehennem ateşi" ismini takmıştır. Gerçekte o cennete girmeye bir vesiledir. Hem de çok seri bir şekilde.

75: Ufak bir fayda ve espri: Kardeşin biri iyi işitmiyordu. İkinci bir bombardımandan sağlam çıkınca kulakları iyi işitmeye başladı.

 

SONUÇ

 

Ey Mücahit kardeşim, eğer sıkıntılar her bir taraftan gelir, bela seni çepeçevre kuşatırsa, cihat yolunda zorluklar ve meşakkatler çekersen şu hadisi hatırla: “Sizden önce (İman etmiş) adama yerde çukur kazarlar ve adamı içine gömerlerdi. Testere getirilir ve kafasına konur ve ikiye biçilirdi. Bu hal onu, dininden döndürmezdi. Eti ile kemiğini birbirinden ayıracak demir taraklarla taranırdı. Yine bu onu dininden çevirmezdi. Vallahi, Allah’u Teâlâ bu dini öyle bir tamamlayacak ki: Yolcu, San’adan Hadramevt’e kadar gidecek, sadece Allah’tan ve koyunlarına karşı kurttan korkacak. Ancak sizler acele ediyorsunuz!.” (Buhari)

Allah'tan dileğim şudur: Şehitler olarak Allah'la karşılaşıncaya dek bizleri ve sizleri İslam'a ve Müslümanlara yardım etme hususunda sebat versin. Ve bizleri sevdiklerimizle yüksek Firdevs cennetinde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabına kavuştursun. Amin. Davamızın sonu Allah'a hamd etmektir.

Allah'ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Tercüme: Musa Ebu Cafer

24 Eyl, 2017 Ebu Hasan El-Vaili
Etiketler: Cihad, Şehadet, Mücahid, Casus, Uçak, Fayda