607-A A+A

İlim Talebesine Bir Mesaj!

بسم الله الرحمن الرحيم

Hamd, âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. Salat ve selam Nebimiz Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’e, âline, ashabına ve kıyamet gününe kadar Onun eserine tabi olan ve sünnetine uyanların üzerine olsun.

Bundan sonra;

Bu benim ilim talebesi kardeşime yönelttiğim bir mesajdır!

Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

Ey İlim Talebesi! Bu benim hatırlatma, nasihat ve zimmetimi temizlemek için yazdığım vasiyet ve kelimelerdir. Allah’tan isteğim, sen tam bir nimet, afiyet ve sıhhat içinde iken bu mesajımın sana ulaşmasıdır.

Ey İlim Talebesi! Şeri ilmi talep etmendeki maksadının, vazife ve dünyalık bir sebep olmasından kaçın. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediği sabit olmuştur: “Dinar kulu helak olsun, dirhem kulu helak olsun, kadife kulu helak olsun. Helak olsun ve yüzüstü sürünsün. Ona bir diken batsın da onu çıkaran bulunmasın.” Allah (azze ve celle) şöyle buyurmuştur: “Kim yalnız dünya hayatını ve onun zinetini isterse, biz onlara yaptıklarının karşılığını orada tastamam öderiz. Orada onlar bir eksikliğe uğratılmazlar.”[1]

Şeyh-ul İslam Muhammed bin Abdulvahhab Tevhid kitabında bu ayet üzerine şöyle bir bap getirmiştir: İnsanın amelinde dünyayı istemesi şirktendir, babı. Şeyh Abdurrahman bin Hasan bu kitaba şerh olarak yazdığı “Kurrat-u Uyûn-il Muvahhidîn” kitabında şöyle der: “Bu cihadında karşılık bekleyen mücahid, medrese ehilleri ve mescit imamlarının haline benzer.” Bundan kaçın. Allah beni ve seni İhlas ile rızıklandırsın.

Ey İlim Talebesi! Talebin için niyet ederken, Allah’a basiret üzere ibadet edebilmen için cehaleti kendi üzerinden ve ümmete Allah (azze ve celle)’nin dinini öğretip cehaleti ümmet üzerinden kaldırmaya niyet et.

Ey İlim Talebesi! Şunu bil ki; Allah (azze ve celle)’nin kitabını ezberlemek büyük bir fazilet, ecir ve ganimettir. Ancak onunla amel etmek ise, senin üzerine farzdır, vaciptir. Biz şu zamanda onu ezberlemeyi vacip gören ve onunla amel etmeyi ise fazilet gören kavimler gördük. Bundan kaçın. Şüphesiz ki bu kişiler, birçok kuran nassını iptal etmişlerdir.

Ben sana sahabilerden birinin (radiyallahu anhu) şu sözünü hatırlatıyorum: "Biz Kur’an’dan on ayet öğrenirdik. Bunları anlamadan ve bunlar ile amel etmeden başkalarına geçmezdik." Onlar ne güzel kişilerdi.

Ey İlim Talebesi! Taklitten sakın sakın sakın! Şüphesiz ki bu, devasız bir hastalıktır. İnsanlar seni terk etse de, sen Kur’an ve Sünnet’i selefi salih’in fehmi üzerine anlamaya yapış.

Şâfii (rahimehullah) der ki: “Selef ve halef âlimleri icma etmişlerdir ki; eğer bir kişiye Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in sünneti belirgin olmuşsa, bu sünneti başka birinin sözü için terk etmesi caiz değildir.”

Ey İlim Talebesi! İnsanları takdis edip yüceltmekten sakın. Allah’ın kitabını ve Rasûlü’nün sünnetini takdis etmeyi, kim olursa olsun fark etmez, herkesin önüne geçir. İsimler ve müsemmaları ile ilgilenme.

Ey İlim Talebesi! Nefsini güzel görmekten ve gurur hastalığından sakın. Muhakkak ki bunlar Salihleri helak eden sebeplerdir.

Ey İlim Talebesi! Meselelerin en önemlisin ve vaciplerin en vacibinin, “Tevhid” olduğunu unutma. Genel yoğunluğunu bunun üzerine ver. İlim, amel ve davet bakımından bu meseleyi iyi öğren. Şüphesiz senin örneğin Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in davetinin çoğunluğu buydu.

Ey İlim Talebesi! Talebe olan kardeşlerine karşı doğru sözlü ol. Ben ilim talebelerinden, yalanın kendisinde adet olduğu ve tevriyenin meşhur olduğu kişiler gördüm. Biz onların bize farklı ve başkalarına farklı yüz ile baktıklarını gördük. Sana bir söz söylerler ve kardeşlerine ise başka sözler söylerler. Burada bir şeyi ispat eder ve başka yerde inkar ederler. Bunlardan sakın ve bunlar ile oturma. Muhakkak ki, kendisi ile oturduğun kişinin senin üzerinde etkisi olacaktır.

Ey İlim Talebesi! Cihad meydanları seni bulamıyor ve eğitim muaskerleri seni arıyor. Sen mustazaflara yardım etmenin neresindesin?

Ey İlim Talebesi! Senin etrafındaki kişiler seni kendilerine örnek görüyorlar. Onlar ile oturman onları (cihaddan) alıkoymak olmasın.

Ey İlim Talebesi! Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in ashabından kabul edilemeyecek olan mazeretleri getirmekten sakın. Her zaman açık ve net ol. Muhakkak ki, Allah seni görmekte ve sırlarını bilmektedir.

Ey İlim Talebesi! Sen Allah (azze ve celle)’nin şu sözünün neresindesin: “Ey iman edenler! Ne oldunuz ki, size “Allah yolunda sefere çıkın” denilince, yere çakılıp kaldınız. Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatını mı seçtiniz? Oysa ahirete göre dünya hayatının yararı, pek az bir şeydir. Eğer Allah, yolunda sefere çıkmazsanız, sizi elem dolu bir azap ile cezalandırır ve yerinize sizden başka bir toplum getirir. Siz ise O’na hiçbir zarar veremezsiniz. Allah, her şeye hakkıyla gücü yetendir.”[2] Ve şu ayetin neresindesin: “Gerek yaya olarak, gerek binek üzerinde Allah yolunda sefere çıkın. Mallarınızla, canlarınızla Allah yolunda cihad edin. Eğer bilirseniz bu sizin için daha hayırlıdır.”[3]

Ey İlim Talebesi! İyi bil ki, ilmi öğrenen kişi için cesaretin büyük rolü vardır. Cesur ve hakkı haykıran biri ol. Kimseye yağcılık yapma.

Şunu da iyi bil ki, (Allah’u Teâlâ seni bütün kötülüklerden korusun) hakkı gizlemek veya susmak Allah katında tehdit edilmiş bir ameldir. Hatta bunu yapanların üzerine lanet hükmü verilmiştir. Güç ve Kuvvet yalnızca Allah’a mahsustur. O halde batıl sözleri söyleyenlerin hali nasıl olur?

Sana Allah Teâlâ’nın şu sözünü hatırlatıyorum: “Hani Allah, kendilerine kitap verilenlerden, “Onu (Kitabı) mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz” diye sağlam söz almıştı. Fakat onlar verdikleri sözü, arkalarına atıp onu az bir karşılığa değiştiler. Yaptıkları bu alışveriş ne kadar kötüdür!”[4]

Biz Allah’ın kendisine ilim ve ezber kuvveti verdiği ve aynı zamanda parmaklar ile gösterilen ancak korkak ve çekingen insanları gördük. Kendisi ile amel edilmediği zaman ilmin faydası nedir ki? Bunlar bir çok insanı da saptırdılar. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) doğru söylemiştir: “Sizin için en çok korktuğum şey, saptırıcı imamlardır.”

Ey İlim Talebesi! Sultanların yanına girmekten sakın. Nebimiz (sallallahu aleyhi ve sellem)’in şöyle dediği sabit olmuştur: “Kim Sultanın yanına girerse, fitneye düşer.”

O halde; zorbalık yapan, insanlara kuvvet ile hükmeden, Allah’ın şeriatını kenara atan, her yerde Müslümanlara karşı Hristiyanlara yardım eden, Müslümanların boyunlarından (tağuti) kanunları uygulayan, hadleri atıl kılan ve bunun gibi riddet ve zındıklık amellerini işleyen Tağutlar hakkında senin görüşün nedir Ey İlim Talebesi! Bunlardan sakın! Bunlar ile oturan; ilimlerini Allah düşmanları ile oturmak ile kirleten ve hatta batılı güzelleştirerek, halkları saptırarak ve hakikatleri süsleyerek onlara ortak olan hükümet rahipleri ve papazlarından sakın!

Ey İlim Talebesi! Halkalarda, dinlenmelerde, çadırlarda veya derslerde gençler ile uğraşan; Allah yolunda cihada gitmemeleri, bazı sebeplerden ötürü hak sözleri söylememeleri, zalime; “Ey Zalim” ve kâfire; “Ey Kâfir”, dememeleri için uğraşanlardan olma!

Eğer sen gençlerden mesul olan birisi ise şayet, sana onları burada veya orada savaşa teşvik edenlerden olmanı tavsiye ederim. Dini haykır ve sebebini açıkla. Yoksa başkalarına kapı aralamış olursun. Bilmediğin halde insanları yardımdan alı koyan olma. Allah’a yemin ederim ki; senin sadece kendi nefsinden sorumlu olarak ölmen, İslam gençlerini cihaddan alı koymak ve meseleleri onlara karıştırmak suretiyle Allah katında onlardan sorumlu olarak ölmenden daha hayırlıdır.

Sana senin örneğin olan Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’i hatırlatıyorum. O Kabe’de tavaf ederken ve tek başına, mustazaf iken kâfirler ona laf attıklarında şöyle dedi: “Ey Kureyş topluluğu! Ben sizi kesmek ile geldim.” Bu kıssa İmam Ahmed’in El-Müsned kitabında geçmektedir.

Ey İlim Talebesi! Sana özet olarak şunu söylüyorum; Eğer her şeyde Nebin (aleyhis-salatu ve sellam)’a uyarsa, hakkı haykırır ve açıklarsan imtihan edileceksin. İmtihan da, Allah Rasûlü (sallallahu aleyhi ve sellem)’in de haber verdiği gibi, iman seviyesine göre gelir. Allah Teâlâ şöyle buyurur: “İnsanlar, “İnandık” demekle imtihan edilmeden bırakılacaklarını mı zannederler.”[5]

O halde bil ki, diğer ilim talebeleri, hükümet rahipleri ve papazları tarafından senden sakınılacaktır. Sana laflar atılacak ve yerileceksin. Sana haricilerden olduğun söylenecek. Günümüzde mazlum tevhid davetçileri hakkında söylenen diğer sözler söylenecek. Sabret! Muhakkak ki, her zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Muhakkak ki, her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.

Ey İlim Talebesi! Kâfirler ile yaşamaya davet edenlerden sakın! Allah’ın düşmanları karşısında hezimete uğramış kişilerden ve savaşa yardım etmemeye davet eden kişilerden sakın! Onların öldürücü zehre bandırılmış zahiri ballı sözlerine aldanma! Onların derslerine ve yanlarına gelenlere aldanma! Onlardan sakın! Bunlara karşı sergileyeceğim en az şey, bidat ehline muameleme yaptığımız gibi davranmaktır. Salih selefimiz bizi bidat ehlinden sakındırmıştır. Misal olarak İbnu Vaddâh’ın “El-Bida” kitabına bak.

Ey İlim Talebesi! Rabbimizin Kitabına ve Nebimiz’in sünnetine sürekli bak ve onlar üzerinde iyice düşün! Muhakkak ki o ikisi içinde büyük hayırlar vardır.

Ey İlim Talebesi! Meseleleri kardeşlerin ile münakaşa ve müzakere etmeye hırslı ol. Şüphesiz meselelerin kökleşmesi ancak müzakere ile gerçekleşir.

Ey İlim Talebesi! Senin Rabbin ile baş başa kaldığın, O’nun kelamını okuduğun, O’na yalvardığın ve yakardığın bir vaktin olsun. Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’den de sabit olduğu gibi, dua ibadetlerin en büyüklerindendir. “Dua ibadetin ta kendisidir.”

Ey İlim Talebesi! Kötü âlimlerden (Belamlar) sakın. Onlar ile oturmaktan ve ders halkalarından sakın. Onlar sapıklık ve kötülük ehlidirler. Müslümanların dinlerini karışık gösterdiler, halkaları saptırdılar, Müslümanların topraklarını ve mukaddesatını satmakta hakimlere ortak oldular. İşte Kudüs, elli seneden fazladır Yahudilerin elinde! Sultan âlimleri bunun için ne yaptılar. Büyük âlimler heyetini ve daimi komiteler diye isimlendirilen kurumları kim kurdu, kim seçti ve kim koydu! Bunları yapanlar Hain hakimlerdir.

Ey İlim Talebesi! Gençlerin kendilerine bağlandığı bu âlimlerden bazıları; Müslümanlar ile başkaları arasında bir düşmanlık yoktur, sözünü açıkça söyledi. Onlardan bazıları ise parlamentoları birleştirmek için Hristiyan ülkelerine gitti, onları orada Avrupa fahişeleri karşıladı ve sanki hiçbir şey yokmuş gibi geri döndüler. Onlardan bazıları; Şayet herkes cihada gitse, dükkanlar da satışı kim yapacak, dedi. Onlardan kimisi Allah (azze ve celle) adına yemin edip, İçki velisinden (hakimlerden) izinsiz Afganistan’da öldürülenler şehit değildir, dediler. Onların büyükleri ve reisleri Amerikalıların masum olduklarını söylüyor. Onlardan başka biri de, Amerikalılara kan bağışında bulunmanın caiz olduğunu söylüyor. Ve buna benzer başka sözler…

Başkaları her hafta tağutlar ile fotoğraf çekinmek için yarışıyorlar.

Biz bunlara ve büyük kardeşlerine geldik, onlara nasihat ettik, münakaşa ettik ve onlar ile konuştuk ancak hiçbir fayda gerçekleşmedi. Güç ve Kuvvet Yalnızca Allah’a aittir.

Ey İlim Talebesi! Sana Allah adına soruyorum: Bu hal İslam âlimlerinin hali midir, yoksa hakimlere yağcılık yapan ve onların uşaklığını yapanların mı hali midir?

Son olarak da; Allah (azze ve celle)’den bu kelimelerin okuyanına fayda vermesini ve insanlar arasında kabul görmesini istiyorum.

Yine O’ndan sana basireti vermesini, onun ile amel etmek ile seni rızıklandırmasını, nerede olursan ol seni mübarek kılmasını ve seni hak sözünü söyleyenlerden kılmasını istiyorum.

Son olarak da: O’ndan (subhanehu ve teâlâ) kendi yolunda bize, bizden razı olacağı ve bize güleceği bir şehadet nasip etmesini istiyorum. Muhakkak ki, O işiten, icabet eden, veren ve kerim olandır.

Tercüme: Abdullâh Bin Ravâha

 


1 - Hud suresi, 15

2 - Tevbe suresi, 38-39

3 - Tevbe suresi, 41

4 - Ali İmran suresi, 187

5 - Ankebut suresi, 2

18 Eki, 2018 Şehid Şeyh Sultân Bin Bicâd El-Uteybî
Etiketler: İlim, Nasihat, talebe, mesaj