-A A+A

Şevvâl Orucu

بسم الله الرحمن الرحيم، الحمد لله رب العالمين، والصلاة والسلام على رسولنا محمد وعلى آله وصحبه أجمعين

Şâfiîlere, Hanbelîler’e, Mâlikîler’e ve Hanefîler’de genel kabul gören görüşe göre, Ramazân orucundan sonra Şevvâl ayından 6 gün oruç tutmak sünnettir. Cahil kimseler Ramazân gibi farz bir oruç olduğunu zannedebilir endişesinden ötürü Ebu Hanîfe’nin (rahimehullah) Şevvâl’in 6 gününü ister peşpeşe ister ayrı olarak oruçlu geçirmeye, Ebu Yûsuf’un (rahimehullah) ise ayrı olarak değil de peşpeşe oruç tutmaya mekruh dedikleri rivayet edilmiştir. Mâlikîlere göre cahiller farz olduğunu zannedebilirler diye bayramdan hemen sonra peşpeşe olarak (yani Şevvâl’in 2. gününden itibaren 8. gününde bitecek şekilde) oruç tutmak mekruh olup, bayrama bitişik bir şekilde tutulmadığı takdirde ise bu oruç müstehabtır.

Şeriatın teşvik ettiği “hayırda acele edip onu ertelememe” ilkesinin gerçekleşmesi nedeniyle Şâfiîlere ve Hanbelîler’in ve Hanefîler’in bazısına göre -ki tercihe şayan olan görüş de Allahu A’lem budur- bayramın hemen akabinden peşpeşe oruç tutmak daha faziletlidir. Hanbelîlerin diğer bir kesimine göre ise peşpeşe tutmakla ayrı tutmak arasında fazilet bakımından bir fark yoktur. Hanefîlerden kimileri ise her haftanın iki günü olmak üzere ayrı olarak tutulmasını daha faziletli görmüşlerdir.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle demiştir: “Kim Ramazânda oruç tutar, sonra da buna Şevvâl’den 6 gün eklerse, senenin tamamını oruçlu geçirmiş gibi olur.” (Muslim, Tirmizî, Ebu Dâvûd, Ahmed)

Yine şöyle söylemiştir: “Ramazân ayında oruç tutmak 10 aya denktir. Bayram’dan sonra 6 gün oruç tutmak ise 2 aya denktir. Bu da bir seneyi oruçlu geçirmektir. (Çünkü Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:) “Kim bir iyilik ile gelirse ona bu iyiliğin 10 misli vardır.” (En’âm 160)” (Nesâî, İbn Mâce, Ahmed. Bir iyiliğin 10 katı ile karşılık görmesi en az olan durumdur, bu ecir daha da fazla olabilir: “…Allah dilediğine daha da fazla verir…” -Bakara 261-)

İçlerinde Şâfiîlerin de bulunduğu kimi ulema, Ramazân orcunun hepsini tamamlamayıp üzerinde kaza borcu bulunsa dahi Şevvâl orucunun herkes için müstehab olduğunu söylerken, kimi ulema ise -ki Hanbelîler de bunlardandır- kaza orucunu yerine getirmeden evvel Şevvâl orucu tutmanın müstehab olmadığını, dolayısıyla böyle bir durumda tutulduğu takdirde hadislerde belirtilen ecrin elde edilemeyeceğini belirtmişlerdir. Muasır fakihlerden İbn Useymîn (rahimehullah) son görüşü ısrarla savunmuştur. Şeyhimiz Allâme Ebu Katâde el-Filistînî (hafizahullah), üzerinde kaza orucu bulunan kimsenin bunu yerine getirmeden önce de Şevvâl orucu tutmasının caiz olduğunu söyleyenlerdendir. Hem kaza hem de Şevvâl’in 6 gün orucu niyetiyle oruç tutulması caiz değildir. Ama Şevvâl orucu niyetinin Pazartesi ve Perşembe nafilesi ile birleştirilmesi ise caizdir.

Ayriyeten; Mâlikîler, Şevvâl ayında tutulması teşvik edilen bu orucun başka bir ayda tutulduğu takdirde de hadislerde geçen sevabın alınabileceğini söylemişlerdir. Zira onlara göre hadislerde Şevvâl ayının zikredilmesi, sadece bu aya has bir oruç olduğu için değil, bir ay boyunca oruç tutarak oruca alışan müslümanlara kolaylık sağlamak içindir.

Ve’l-hamdu lillâhi Rabbi’l-âlemîn.

16 Haz, 2018 Ömer Faruk
Etiketler: Oruç, Sünnet, Şevval, Sevap