844-A A+A

354: Vesvese

Soru:

Selamun aleykum hocam, ben 1 yıl oldu iman edeli çok vesvese atlattım ama gusülde takılı kaldım girdim, çok duruyorum aldıkça oldu mu olmadı mı diyip başa dönüyorum çıkıyorum aldığım gusülu canlandırcam aklıma gelmiyor, aldığımı unutuyorum sanki şüpheye düşüyorum hocam bana bu konuda geniş bilgi verir misiniz?

Cevap:

Aleykum selam ve rahmetullahi ve berekatuhû. Hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a, salât ve selam efendimiz Rasûlullah’a, ehli beytine, ashabına ve yolunu takip eden mü’minlere olsun.

Allah senden de razı olsun değerli kardeşim. Öncellikle sana şunu söylemek isterim ki, şikâyet ettiğin durumda yalnız değilsin. Müslümanların birçoğu senin yaşadığın sıkıntıları yaşıyorlar. Şeytan, Allah (celle ve âlâ)’ya itaatkâr olan kullara itaati zorlaştırarak ve ibadetlerini eziyete dönüştürerek itaatten uzaklaştırmaya çalışıyor. Bunun için bu şüphelerden kurtulmanın tek yolu şu üç şeyde karar kılman ile mümkündür.

Birincisi: Seni yaratan Rabbin sana en yakın, seni senden çok seven ve senin için sadece hayır murad eden tek gerçek dostundur. O ibadeti sana eziyet etmek için emretmedi. Bilakis senin dünya ve ahirette bahtiyar bir kul olabilmen için senin için zorunlu, gerekli ve tamamlayıcı maslahatlarını koruman için emretmiştir. Bu Allah (azze ve celle)’nin büyük bir rahmetidir. Zira bu maslahatları korumak sana kalmış olsaydı birçoğunu ya gafletinden veya cehaletinden veya hevandan ihmal edecektin. Veya maslahatların önemini yanlış değerlendirecektin ve senin için hakikatte zaruri olan bir maslahatı hafife alacaktın ve hakikatte sadece tamamlayıcı olan bir maslahatı kendin için zorunlu bir maslahat olarak görecektin. Bil ki, Allah (celle âlâ)’nın her emrinde ve her nehyinde senin için büyük bir maslahat vardır. Kimisinin hikmetini bize bildirmiştir ve kimisinin hikmetini bize bildirmemiştir. Ama bil ki Allah (azze ve celle) senin için dinde bir külfet, bir eziyet murad etmemiştir. Allah (azze ve celle) şöyle buyuruyor:

مَا يُرِيدُ اللَّهُ لِيَجْعَلَ عَلَيْكُم مِّنْ حَرَجٍ

Allah size bir güçlük çıkarmak istemiyor” (Maide, 6)

يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلاَ يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ

“Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez” (Bakara, 185)

Ama eğer Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’in beyan ettiği bir ibadet senin için eziyete dönüşmüşse bilmelisin ki onda şeytanın payı vardır.

İkincisi: Şeytan senin ezeli ve en büyük düşmanındır. O senin baban Âdem’i hakir gördüğü için Rabbine asi oldu. Ve Allah (azze ve celle) onu ilelebet rahmetinden men etti. Bundan beri hep senin cinsine zarar vermenin ve onu Allah’ın rahmetinden uzaklaştırmanın yollarını aradı. Bu hususta çok tecrübe kazandı ve hiçbir zaman hiç kimseye acımadı. O seninle her daim savaş halindedir. Sen de her daim onunla mücadele etmelisin. Seni Rabbinden uzaklaştırabilmesi için ona asla fırsat vermemelisin. Ve şunu iyi bilmelisin ki Allah’a itaatkâr kullara karşı keşfettiği en etkili silahlarından birisi şüphedir.

Üçüncüsü: Bunun için şeytanın senin kalbine yerleştirdiği şüpheleri terk etmelisin. Bunun için sana Rabbin çok güçlü bir silah vermiştir… İlim. Bilmediğini, yani şüphelendiğini bildiğine karşın terk edeceksin. Gusül abdesti aldığın zaman bildiğin, yani gördüğün suyun senin vücudunun her yerini sardığıdır. Bilmediğin, şüphelendiğin ise belki şuraya buraya ulaşmadığıdır. Bilmediğini bildiğin karşın terk edeceksin. Belki ilk zamanlarda kendini alıştırmak için yardımcı vasıtalar kullanabilirsin. Mesela yıkanırken bütün bedenini köpüklersin. Suyu döktükten sonra ve vücudunun hiçbir yerinde köpük kalmayınca suyun her yere ulaştığını bilmiş olursun. Bundan sonra herhangi bir şüpheye iltifat etmezsin.

Şeytan seni saptırmak için çok sabırlıdır. Sende Rabbine itaatte çok sabırlı olmalısın.

Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) çok az miktar su ile gusül abdesti alırdı. İmam Buhari (rahimehullah)’ın tahriç ettiği hadiste Enes (radıyallahu anhu) şöyle demiştir:

كَانَ النَّبِيُّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ يَغْسِلُ أَوْ كَانَ يَغْتَسِلُ بِالصَّاعِ إِلَى خَمْسَةِ أَمْدَادٍ وَيَتَوَضَّأُ بِالْمُدِّ

“Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) bir sa' ile beş müd arası mıktar su ile yıkanır ve bir müd su ile de abdest alırdı.”

Bir sa’ dört müddür. Bir müd takriben 830 grama tekabül ediyor. Bu halde Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) takriben 4 litre suyla yıkanıyordu. Muhakkak herkes bu kadarıyla yetinemeyebilir. Bunun için guslünün sahih olması için ne kadar suya ihtiyacı varsa o kadar kullanacaktır. Ancak israfa da kaçmamalı. Ama bu hadisten ez azından şöyle bir fayda çıkarabiliriz: Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) beşer arasında Allah (azze ve celle)’nin rızasını en çok murad eden ve en kâmil kulluk eden olarak az bir miktar su ile yetinmiştir. Bu da Allah (azze ve celle)’nin rızasının bu yönde olduğunu gösteriyor. Ve ikincisi, onun ibadetinde her hangi bir kusur yoktu çünkü ibadetinde şeytanın bir payı yoktu. Yani şeytan ona şüphe vererek ibadetini ifsat edemiyordu. Tabii ki, O rasûl idi ve Allah (azze ve celle)’nin himayesi altındaydı, ama dikkatliydi de, şeytanın hamlelerine karşı uyanıktı. O Rabbinin rızasını murad ediyordu ve takatsiz kesilinceye kadar kendisine vahyedilenle kulluk ediyordu.

Dolayısıyla derim ki değerli kardeşim: Her zaman Rabbine sığın. Ondan yardım, güç ve sebat iste. Ve hiçbir zaman rasûlü Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem)’in yolunu terk etme. Şeytan seninle uğraşmaktan hiçbir zaman usanmayacaktır, senden hiçbir zaman ümidini kesmeyecektir ve seni rahat bırakmayacaktır, ama senin sahibin Allah’tır. O ne güzel bir sahip ve ne güzel bir dosttur.

Allah’a hamd ve Rasûlü Muhammed’e salât ve selam olsun. Davamızın sonu âlemlerin Rabbi olan Allah'a hamd etmektir.

8 Ağu, 2017 Tarık Ebu Abdullah
Etiketler: Abdest, Vesvese