803-A A+A

13: Aile Baskısı

Soru:

Selamun aleykum hocam, ben 18 yaşındayım. Ailem dini yaşamama pek izin vermiyor. Annem hakkını helal etmiyor bana. Çok aşırıcısın diyor, Anne-baba rızası olmadan senin ibadetin boşa diyor. Siyah giymeme izin vermiyor, Kur’ân okumama, namaz kılmama oruca dahi karışıyor. Evde dini yaşayamıyorum. Kitap kesinlikle izin vermiyor. Meal okumama bile karşı. Peçe takmak istiyorum kefen giy diyor. Çok aşırı küfrediyor. Ben ne yapmalıyım sürekli sabrediyorum ama git gide büyüyor İslam düşmanlığı. Allah sizi hayırla mükafatlandırsın, hakkınızı helal edin.

Cevap:

Ve aleykumusselam ve rahmetullahi ve beraketuh. Hamd Allah’a mahsustur.

Muhterem bacım dünya hayatı bir imtihandır. Kul imtihanını kendisi seçemez. Bilakis Allah cella ve ala kulunu dilediği surette imtihan eder. Zira imtihanın seçimi kula kalmış olsaydı kendisi için münasip olan imtihanı olmayandan ayırt edemezdi ve imtihanı geçemezdi. Ayrıca imtihanı Allah (celle ve âlâ) takdir ettiği için imtihanı geçmek için sabrı, kuvveti ve sebatı veren de O dur.

Bunun için her imtihan Müslüman için ilahi bir nimet ve rahmettir. İmam et-Tirmizi (rahimehullah)’ın Enes bin Malik (radıyallahu anhu)’dan tahriç ettiği hadiste Rasûlullah (sallallahu aleyhi ve alihi ve sellem) şöyle buyuruyor: “Mükâfatın büyüklüğü belanın büyüklüğüne bağlıdır. Allah bir toplumu severse onları değişik belalarla imtihan eder. Kim razı olursa Allah’ın rızasını kazanır. Kim de kızarsa Allah’ta o kimseye kızar.”

Bunun için her şeyden evvel içinde bulunduğunuz durumun Allah (celle ve âlâ) tarafından bir imtihan olduğunu ve sizin için hayır murad ettiğini bilmelisiniz.

Sonra anlattığınız durum hakikaten sizin için zor bir durumdur. Allah’a itaat ettiğinizden ötürü annenizin size hakkını helal etmemesi dikkate alınması gereken bir husus değildir. Doğrudur, annenin çocuğu üzerinde çok büyük hakkı vardır lakin hiç kimsenin hakkı Allah (celle ve âlâ)’nın kulluk hakkının önüne geçemez. Ayrıca anne-baba rızası ibadetin sıhhat şartlarından değildir. Bilakis ibadetin sıhhat şartı Allah’ın rızasıdır. Bunun için annenizin “sana hakkımı helal etmiyorum veya anne –baba razı olmadan senin ibadetin boşadır” gibi sözlerinin bir değeri yoktur.

Hatta peçe veya başka İslam şiarlarına küfretmesi veya sizi Kuran okumaktan, namaz kılmaktan veya oruç tutmaktan men etmesi kendi başına küfürdür. Rabbinize masiyeti emreden annenizin rızasını Rabbinizin rızasına tercih etmeniz sizin için bir felaket olur.

Ne yapmalısınıza gelince sizin özel durumunuzu bilmediğim için buna cevap vermem mümkün değildir. Ancak genel itibariyle bu durumlarda çözüm olabilecek bazı şeylerden bahsetmem mümkündür.

Birincisi, dua ve itaat ile Allah (celle ve âlâ)’ya müracaat edip Onun yardımını niyaz etmelisiniz.

İkincisi, Allah’a itaatte gücünüz yettiğince asla taviz vermemelisiniz. Asla Rabbinizle pazarlık yapmaya kalkışmayın. Ona karşı daima dürüst ve samimi olun. O elbette sizin aciz olduğunuz hallerden haberdardır ve sizi gücünüz fevkinde mükellef kılmayacaktır.

Üçüncüsü, bunun bir imtihan olduğunu unutmayın. Her şeyin fani olduğu gibi bu zor günlerinde bir sonu vardır. Sabır ve sebat ile felaha kavuşacak olan siz olacaksınız inşallah.

Dördüncüsü, imanınızı muhafaza edebilmek ve güçlendirmek için muhakkak dininde samimi, dürüst ve doğru olan Müslümanlarla yakın iletişimde olmanız lazımdır. Din kardeşlerinizin desteğiyle evin içinde dininizin mücadelesini verebilirsiniz. Sabreder ve sebat ederseniz kazanan muhakkak siz olacaksınız.

Beşincisi, asla Facebook ve benzeri sosyal paylaşım sitelerine iltifat etmeyin. Orada sizin gibi çare arayanları “avlamak” için pusuda yatan nice -af buyurun- hayvanlar vardır. Bilakis yaşı büyük, güngörmüş, evli Müslüman ablalarınızla birebir yakınlığı arayın. Onlara danışın ve onların tecrübelerinden istifade etmeye çalışın.

Altıncısı, dinine ve ahlakına güvendiğiniz ablaların vesilesiyle uygun müslüman bir erkekle evlenmenizde sizin için bir çare olabilir. Lakin asla internet vesilesiyle evliliklere yaklaşmayın. İster erkek ister kadın olsun size internet yoluyla evlilik veya hicret gibi şeylere çağıran kişilere asla itibar etmeyin. O “piyasa” yalancıların ve zevk avcıların kol gezdiği bir yerdir. Dininizi korumaya çalışırken dininizi tehlikeye atmayın.

Allah ayaklarınızı sabit kılsın, itaatte daim kılsın ve sizin için şer murad eden kişilerden korusun.

8 Ağu, 2017 Tarık Ebu Abdullah
Etiketler: Aile, Davet